7 Ekim 2020 Çarşamba

Kimsenin takmadığı şehir: Şebinkarahisar

 Zamanında vilayet imiş ilçeye çevrilmiş. Tarihi de çok zenginmiş. Fatih gelmiş, Atatürk gelmiş vesaire vesaire. Kimin umurunda? Ya da bir çok aydın, sanatçı, siyasetçi (?) falan çıkarmış. Kimin umurunda?

Son zamanlarda il hakkı mevzusu pek konuşulmasa da içlerde bir ukte olarak yerini koruyor. Geçenlerde 2009 yılında hasanseyh.org’da paylaştığımız “Binali Yıldırım Şebinkarahisar'da” videosuna denk geldik. Biraz göz gezdirdiğimizde Yıldırım, önemli olan il olmak değil önemli olan yatırım falan diyordu Şebinkarahisar halkına seslenirken. Klasik siyasetçi işte kendisinden beklenen golü asiste çevirme taktiği. Neticede il yapacak da devlet idi, yatırım yapacak da. Hangisi oldu dersiniz? Tabi ki yatırımcık. Mesela Şebinkarahisar Meslek Yüksek Okulu. Eyvallah. Biraz öğrenci geldi hiç yoktan iyidir. Başka? Bi kaç dükkan, bi mini avm, bi benzin istasyonu falan. Neyse bunun şehrin ekonomisine ne kattığını biz bilemeyiz tabi ama gördüğümüz tek şey 2008 yılında sağlam olan kalenin bir iki surunun yıkılmış olması. Ha bir de restorasyon diye sünger Bob kilisesine çevrilen Meryem Ana Manastırı. Onu da bilemeyiz belki turizm açısından bir şeyler getirmiştir cevap hakkı her daim açık. 

Ancak olayın halka yansıyan yüzünün yorumunu halk olarak biz yapalım. Bir kere şehirde yaşayan nüfus ile büyük şehirlerde yaşayan nüfus arasında ciddi bir fark olduğu aşikar. Her yaz memleketine gelmek isteyen bu büyük şehirlerde yaşayan hemşehriler nasıl bir ulaşımla memleketlerine varıyorlar dersiniz? İstanbul baz alınırsa ortalama 15 saat kara yolu. Ortalama 5 saat hava yolu. Nedenleri saymaya gerek yok kara yolu için Koyulhisar'dan sonraki malum tek şeritli viraj manyağı yol, hava yolu için ya Ordu-Giresun'a ya Sivas'a ya da bi ihtimal Erzincan'a gideceksin oradan bir ihtimal hemen araç bulursan ortalama 3 saatte Şebinkarahisar’a. Açılmayan, açılması da muamma olan Eğribel Tüneli. Sonra köy yollarının araç altı öldürücü berbatlığı. Herkesin hemfikir olduğu şeyler işte. Yıllardır değişmeyen ya da kaplumbağa hızıyla ufak adımlar atılan şeyler. Bu olaya gurbet tarafından bakılınca tabi. Şebinkarahisar'da yaşayan tarafından bakarsak, ha bak unuttuk yeni hastane güzel olmuş inşallah herkes yeteri kadar her branştan yararlanabilir. Ancak çoğu zaman hastalar ya Giresun’a ya da Sivas’a sevk ediliyor. Yine yol mevzusuna geldik. Onun dışında hep şöyle bir klişe duyarız aslında yerel esnaf il olmayı istemiyor işleri sekteye uğrar diye. Ya da çoğu işi elinde bulunduran “büyük” iş adamları istemez falan. Klişe işte doğru mu yanlış mı bilemeyiz. Çoğunluğu 50 yaş üzeri halk ne düşünür onu gidip sormak, sokak röportajı yapmak lazım. Çoğu zaten emekli desek, esnaf olanlar iş yapıyor mu acaba? Bilmiyoruz. 

Sonuç olarak zaten genel olarak ülke ekonomisinin pek de iyi olmadığı bu zamanda yatırım beklemek hele hele Şebinkarahisar’a yatırım beklemek biraz hayal olur. Zaten göç dalgası, tarım ve hayvancılığı terk ediş dalgası sürerse yazdan yaza gelen gurbetçi için de pek bir şey yapılır mı muamma. Tabi geri dönenler, geri dönüp tarım ve hayvancılık yapanlar da yok değil. Kesinlikle takdir edilesi bir durum. 

Son cümleler olarak, kimsenin Şebinkarahisar’ı taktığı falan yok işin kabaca aslı bu. Ne bir güçlü siyasetçi ne de bir lobisi var. Yollar her yerden geçer ama Şebinkarahisar’a uğramaz gibi sanki. Çok mu karamsar veya bardağın boş tarafı yazısı oldu acaba? Ne dersiniz?

Hasanseyh.Org / 7 Ekim 2020


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nisan Ayında Kısa Bir Tur

 Kışın bitmesiyle birlikte yavaş yavaş toparlanan toprak... Kuruyan dalları yavaş yavaş açmaya başlayan ağaçlar... Yeşilin en güzel tonların...